18.2.12

kuru (hikaye vol.2)


Devamı...

Aynada ruhumun aksi olsaydı, bahar dallarını görürdüm yarısı kapalı gözlerim yerine. Oysa bu soğuk beni kendime getiriyor, susuzluğunu rüyalarında dindiren gönlümün sıcağını da katıp önüne rüzgar bedenimi savuruyor. Hınzır bir gülümsemeyle yüzümde sabırsızlığım ve çekindiğim sonlar aklımı kurcalıyor. "Gibi gibi gibiyim..." diyem MFÖ tüm cümlelerimde sanki içimde tanımlanmamış tüm duygular benzetmelerin gölgesine sığınarak yaşıyor. İmrenmek hayal etmeye, o hayallere tutunmaya yetmiyor. Kimsede olan kendime istediğim gibi değil çünkü ben kuraklığımı dindirecek gözlerin yolunu adımlıyorum. Suyu bilmeyen bir yüreğin keşif yolculuğu bu.

Mecnun aştığı çöllerin aşiasıydı, Leyla'sının gözlerine olmadığı kadar aşina. Bende içimdeki kuraklığın aşinasıyım hem de bir serap bile görmeyecek kadar aşina. Düşünelerim ne kadar ayıksa gönlüm o kadar kayıptı yalan sevdalara kapıp bu yüzden hep kapalıydı. Deli rüzgarların şehrinden ufka bakardım geceleri, günün yerle buluştuğu çizgide arardım sevginin mavisini. Tüm renklerden arınan bir göğün sarındığı sevgiliyi, geceyi izlerdim. Gıpta ederdim semaya böyle güzel kavuşmalara sahip olduğu için. Vuslat dediğin hasretin eseridir. Hani üstüne küfürler yağdırılan, dağların kapattığı, günleri uzattığı söylenilen yolların eseri hasretin. Şimdi ben hasreti olmayan bir yolun yolcusuyum çünkü suyu bilmeden kuraklığı öğrenmiş bir gönlün yükünü taşıyorum.

Ellerim çimen kokuyor, kafamı yasaladığım cammış rüyayla aramdaki tek engel şimdi yine baharı meşhur diyarlardayım. Ayaklarım hala ıslak, su hala uzak...

devam edecek...





7.2.12

Islak (hikaye vol.1)

Ayaklarım ıslak, sırtımı vermişim çimlere gözlerim kapalı bir rüyanın içerisinde uyuyorum sanki. Ayak ucumda bir nehir suyu daha gelmemiş ama benim ayaklarım ıslak onun sıçrattığı hayattan besbelli. Güneş tepemde yakmadan ısıtıyor düşlerimi, yalnızlığımın koruyucusu gibi oysa etrafım gönlümün güzellikleriyle dolup taşmış gibi. Gidipte veda etmemiş birini bekliyormuşum gibi hülyalara dalmışım gözlerim hala kapalı ama bir peri görmüş misali gülümüsyorum. Yüreğim benden önce ayaklanmış nehir yolunu adımlıyor telaşesi var bir an önce beklediğine kavuşmak istiyor "oysa beklemek en kerkunç halidir yaşamanın" diyen fuzuli'ye uyuyor. Oysa benim ömrümün imtihanıdır beklemek, yolumu adımlarken bile bir sonrası için beklerim sabrederek.

Gökyüzünü bir ses kaplıyor su geliyor sansamda bir kasvet sarıyor etrafımı uyanmak istemesem de dürtüyor göz kapaklarımı kulağımdaki ses. "Molamız otuz dakikadır lütfen değerli eşyalarınızı aracımızda bırakmayınız!"

Yollar en stabil anıdır hayatın, onlar akar ve sen sabırla akışlarını izlersin. Ne koşup hızlandırabilir ne tutup yavaşlatabilirsin. Yollar var oldukları gibidir, seni de seninle yüzleştirir. Otobüsten indiğimde içimi titreten ayaz burnumda ciğerlerime inip tüm hücrelerimi ayıltmaya çalışırken gönlümü rüyada bırakmıştım ben. Heyecanla çıktığım bu yol hayra erişsin istiyorum, güzel bir gülüş birleşsin sevgimle ayaklarımı ıslatan nehrin suları sarsın etrafımı ömrümce...

devamı sonra...