istanbul...
lise yıllarımın periler şehri...
hakkında yazdığım hikaye okul dergisine bile girmişti...(bir ara paylaşayım onu sizinle)
ne arkamdan ağlayan var ne öyle deli gibi özleyenim. bunca zamandır korktuğum boşunaymış belki de.
hayat! hala zor aslında. ilk defa kafam rahat hayatımda. ne kadar sorgularsam kararımı o kadar içerliyorum hayata. hatalarımı görmüyormuşum gibi geliyor akışına bırakınca da.
şimdi ikamet İstanbul, tam bir Beşiktaş'lıyım artık!
ilk günümü 4-5 saatlik sahil yürüyüşüyle geçirdim. ertesi gün vapurla karşıya geçtim. ertesi gün bir buçuk saat dolmuşla trafikte yolculuk ettim, sonra evime döndüm. Ankara! Aslı'mın değişiyle "her anı kara" ufak tefek içerlemelerle hatırladım neden gitmek gerektiğini, taşıdığım koca bavul sayesinde kollarım ve sırtımdaki ağrı tanıdık olmasa bile uzaktaa gelmiyor bana. göçebe gibi yaşamak! ev düzenine alışmışken en ufak şeyin eksikliğini hissetmek. bir eve sahip olunca elinizi attığınız yerde istediğinizi bulunca eşyaya bağımlı olamaya başlıyorsunuz. bu 2 sene bana iyi gelecek, hayatın içine hayattan koparak girmemi soyutlanıp somutlaşmamı sağlayacak.
hala erteliyorum yazmayı! ama artık kafam daha iyi çalışıyor. daha kalemle buluşamasa da düşüncelerim toparlanıyor sıraya giriyor ve bekliyor. çok beklettim onları farkındayım. ben en çok onları özledim. okumak zulum geliyordu bir aralar bana. yazarken yüreğimden geçen o huzur okurken boğazıma çöken, nefes boruma zorla tıkıştırılan hikayelere dönüyordu. orta okul lise yıllarımda su gibi geçtiğim kitaplarım rafa ait oldular. yeni kitap hevesim hiç geçmedi hepsine sahip olmak istedim hepsinin içinde durmak, onlara ait olmak, onlarla olmak. içim el vermedi işte. kendime ihanet ediyor gibi hissettim her seferinde. aşık olduğum kelimelerim vardı sırf onlara ait şiirler yazmak istedim. hikayelerim hep zihnimde bocaladı hiç dinmedi kağıda özlemleri. romanlarım hep yanım kaldı. karakterlerim zihnimde yaşamlarına devam ederken birbirlerini tamamladı ya da çatışarak yok etti hafızamı.
şimdi!
bazı şeyler için büyümüşüm, bazıları için daha küçüğüm!
22 yaşında çıktığım arayış hayat içinde çok geç kaldığımı gösteriyor. 22 yaşında sahip olduğum düşünceler yaşıma büyük kaçıyor. hayatın bir yerinden tutmak gerek ama bu sefer yanlış sapaklardan kaçınmalı çünkü zaman bundan sonra kısıtlı. 2 sene sonrasını bu 2 sene içinde neler olacağını bilmiyorum. daha burda 2.haftamdayım. hevesli, yorgun, şaşkın... "geriye bakarak noktaları birleştirmek" değil içime dönüp oraya hapsettiklerimi azad etme zamanı şimdi. binlerce amacım var ya! teker teker ellerinden tutma zamanı şimdi.
kim bilir benimde elimden tutan olur birgün belki...
sağlıcakla kalın sevgili izlemeyenlerim...