Merhaba sevgili blogum,
Uzun zaman oldu görüşmeyeli, dile kolay 6 ay uçup gitti sanki. Kırılıp gücenmişssindir elbet bana, hakkındır. Fakat bil ki ben de çok kırgınım hayata, üzerimden akıp geçen zamanı kavramaya çalışıyorum. Söyleyecek sözlerim birikmiyor artık, bu da bana çok acı veriyor. 6 ayda ne güzel haberler aldım, ne farklı yitirmişliklerde kaldım hepsini anlatabilsem sana keşke. Tarihe not düşmek gibi hatırlasam hepsini, yaşadım diyebilmek için döksem ortaya başkalarının acılarından payıma düşenleri ve alkışladığım başkalarının sevinçlerini. Ben demekten arındım desem de Turgut Uyar'ın dediği gibi "İnsan nasıl kurtulur kendini anlatmaktan?" bilmiyorum. Her şeyden kendimize pay biçerken nasıl kurtuluruz kendimizden, bilmiyorum.
Yazmak nefes almak gibiydi benim için, nefes alışım ağırlaştıkça kelimelerim de çekildi köşelerine. Nefes alabilmek için peşlerine düşmek geçiyor aklımdan ama öyle ağırlaşmış ki ruhum her "hadi" dediğimden arkasından bir "boş ver" yankılanıyor. Yollar her zaman gitmek için değil onu anladım, beklemek de bir yolculuk. Hatta belki de en zoru, bir adım dahi atmadan onca yolun yükünü hissediyor insan. Bekliyorum, hayat sevincimin ve onun ardından giden heveslerimi de peşine takıp dönmesini bekliyorum. Geldiklerinde beni tanımazlar diye de korkuyorum...