1.1.13

yıldızlar II

(yıldızlar için; http://sularkralicesi.blogspot.com/2012/11/yldzlar.html )

Hayatım geceye varmasını beklediğim güne katlanmakla geçiyor bu dağ başında. Şehire inmeme sebebim orada da farklı olmayacağını bilmem sanırım. Her şeyi bilmek çok zararlı demişti psikiyatristim. Hap kullanmayı reddetmek aklımın ucundan geçmemişti, kendine karşı çıkan beynim nedense bunu çarpçabuk kabullendi. Yazmanın bana iyi gelebileceğini de eklediğinden saatlerimi boş kağıda bakıp kalem kemirerek geçirdim. Onlarca düşünce kafamdan geçerken sıraya girmelerini beklemek ya da ortasından dalıp saçmalama riskini göze almak arasında gidip gelen ruhumla boğuştum. İşte buradayım...

Yıldızlara kavuşmak son zamanlarda hislerimi kaybetmediğime dair tek ipucu. Şaşırmak ve bir iki damla gözümden akan. Oysa depresyon duygu yoğunluğundan sebeplenir gibi gelirdi bana. Belki de duygulardan uzak durma çabamın bir bahanesiydi bu da. Otelin yeşil tahta kapısında miskinliği ile beni andıran köpeğin başını okşayıp bakışlarının nedenini sorma istedim bugün. Yürüyüşe yarın onu da götüreyim diyorum. Her sabah öten kuş bugün yoktu. Alışkanlık kolay kazanılıyor fakat ancak yoklukla farkediliyor. Ölümün yaşamı hatırlatma tezatı misali.

Geceyi ölüme benzetirler edebiyatçılar. Oysa bu duygusuz yaşamım içerisinde bana canlı gelen tek şey yıldızların parlayışı. Geçmişimi kurcalayan psikiyatristime anlatmaya çalıştığım da bu. Kalıpları yıkan düşüncelerimin nedeni kendimle çatışıyor olmam. Hayatla bağlarımın istemsiz kopması bir satraç maçı gibi her sözün ileriye göre anlamlı olup olmamasını hesaplamam yüzünden. Benim derdim bir gelecek telaşından ibaret. Bunu bile bilmek beyninin içinde hapsolmak gibi.

Kendimi gecenin karanlığına bırakıp rüzgarı hissetsem düşüncelerimin damarlarıma karışmasını hisettiğim gibi geçecek. Zaman nasıl geceyi derin kılıyorsa düşüncelerimi de sığlaştırabilir. Karar vermek değil, istemek değil yalnızca her şeyi yaptıktan sonra beklemenin ağırlığını kaldırmanın gerekliliği başıma gelen. Duygularıma kapıldığım hiçbir an olmadı ki oraya sağlanmış bir bıçak yarasını tedavi edeyim. Hislerimin ulaştığı sahiller hiç kendi dilime uzanmadı ki yazmak düşüncelerime kaçış yolu olsun.

Beklemek ve rüzgara yenilebilmek tek çözümü. Güne değil, geceye sahip çıkabilmek. Siyaha bürünebilmek beyaza çıkabilmenin tek yolu. Çünkü ancak karanlıkta parlar yıldızlar ve ancak zamanını bekleyen yıldızlar görünür gözümüze, yaklaşıp sırlarımızı paylaşabilelim diye. Yıldızlara yaklaşırsam belki onlar çözdüğüm tüm düşüncelerin karşılığında birkaç damlasını sileceğim bir yürek verirler bana.

Sabah miskin köpekle yürüyüşe çıkıp o kuşu arayacağım, üçüncü sayfa haberlerini okuyan televizyonu kapatıp kuşkucu otel sahibesinden bir bardak çay isteyeceğim ve yan komşularıma günaydın diyeceğim. Yapmasam bile yarın yine gece olacak, ben fayanstan ruhuma kadar tırmanan soğuğu sahiplenip rüzgarı hissetmeyi ve beni yıldızlara ulaştırmasını umacağım...