Düşünürüz! Olduğumuz kişiyi, olmamız istenen kişiyi, olmayı istediğimiz kişiyi...
Dilek dileriz!
Aslı duadır bu isteklerin; rahmetin göklerden geldiğini bildiğimizden açarız ellerimizi semaya...
Çabalarız!
Sonuca ulaşmak için geçilmesi gereken yolları aşarız...
İhtiyaç duyarız!
Tüm bu meşakkatleri aşarken yanımızda birilerine, etrafımızda fırsatlara ihtiyaç duyarız...
"Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına öyle davran!"
Bize böyle öğrettiklerinden midir yoksa bizim çektiğimiz yoksunluğu başkaları çekmesin diye düşündüğümüzden mi bilinmez ama ihtiyacımız olan kişiye dönüşürüz. Kimseden bir şey istemeden, dimdik ayakta durarak ihtiyaçlarımızın üstesinden gelmeye çalışırız. İçimizde kopan fırtınalarla çarpışırız korunmak isterken belki de budur bizi güçlü kılan. Kendi ihtiyacımızın üstesinden gelebilmemiz başkalarına ihtiyaç duyduğumuz gerçeğini ortadan kaldırmaz. Başkalarının fırtınalarına da göğüs germeye kalkarız elimizde olmadan. Unuttuğumuz şey ise bizim ihtiyacımız olana karşımızdakinin ihtiyacı olmayabileceğidir.
Düşünürüz!
Tüm bunlar geçtikten sonra kim olduğumuzu....
Dilek dileriz!
Aynaya baktığımızda kafamızdaki sorulardan arınmış şekilde gülümseyebilmeyi...
Çabalarız!
ihtiyaçlarımızla baş ederek başkalarına ihtiyaç duymamak için...
İhtiyaç duyarız!
İnsanın yaradılışında yalnızlık yoktur, kendimizi paylaşacak binbir sıcak ele ihtiyaç duyarız...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder