12.4.15

Depozitolu Hayatlarımız

                    “Biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık.” 



Hatırlar mısınız bilmem, çocukken boş süt şişelerini bakkala geri götürürdük. Karşılığında ya şekerli sakız ya da 25-50 kuruş alırdık ona da depozito denirdi. O zamanlar şimdiki gibi her mahallenin köşe başında bir cam şişe kutusu yoktu. Annem soda şişelerinden kırılmış bardaklara kadar her cam ürünü biriktirirdi. Araya araya iki üst mahallemizde geri dönüşüm için bir konteyner bulmuştu, ayda bir toplanıp oraya giderdik. Kocaman kutunun içine attığımız cam şişelerin çıkarttığı sesiyle eğlenirdik.
Plastik şişeli içecekler de aynı kampanyayı başlatmıştı bir ara. Bardak hediye veriyorlardı, o yüzden herkes biriktirmeye başlamıştı plastik şişeleri. Eve her gün çift gazete gelir, günlük işlerde kullanılmayanlar bir köşede biriktirilir sobalı evi olanlara misafirliğe giderken götürülürdü. Şimdilerde ise köyde tandır yakmak için biriktiriyoruz gazeteleri. Çok çocuklu bir evdeki kağıt tüketimini hayal bile edemezsiniz; sırf sıkıntıdan karalanmış sayfalar, yarım kalan defterler, kullanılmamış kartonlar… Yaşlar büyüdükçe test ve çalışma kağıtları da ekleniyor bunlara. Hepsi için ayrı bir poşetimiz vardı evde; kağıt çöpü.
Diyorlar ki insanın içinde ne varsa o olurmuş; eğitim, yöneltme, bilinçlendirme ancak bir yere kadar etkiliymiş. Bende onlara derim ki; bir şeyin varlığını bilmeden ona karşı nasıl tutum geliştirir insan? İçinde ne olursa olsun evde ve okuldaki eğitim bir şekillendirmedir, içindeki iyi ve kötüyü sorgulama imkanı verir. İnsana bahşedilmiş onca şey aynı zamanda onun yükümlülüklerini de arttırıyor. Kimseye büyük dertler edinmediği için kızamazsınız fakat insan olmanın gerekliliklerini düşünmesi için bir fırsat sunabilirsiniz. Geleceğe umutla bakmak isteyen her insan emanet aldığımız bu hayatı iade edeceğimiz gerçeğiyle yüzleşmeli. Dünyayı iyi ve kötü bu hale getiren insandır. Sorumluluğu üstümüze almak istemesek de bununla yaşamak zorunda kalacak olan bizim geleceğimizdir.
Geri dönüşümle ilgili birçok bilinçlendirme çalışması yapılmasına rağmen insanlar hala “Ben ayırsam ne olacak kimse ayırmıyor ki!” gibi bahaneler ileri sürüyor. Fakat geri dönüşüm artık belediye yükümlülükleri arasına bile girdi. Bir telefonla apartmana özel kağıt, şişe ve evsel atık ayırımlı konteyner getirebiliyorlar. Üniversitede staja başladığımda faxta, fotokopide harcanan kağıt sayısına inanamamış, ilk kağıt çöpünü ben aldırmıştım. Bunlar bir tek insanın kendi hayatında yapabileceği ufak değişiklikler. Özel günlerde minik saksı çiçekleri, tohum dağıtan firmalar sadece bir PR çalışması olarak değil aynı zamanda farkındalık oluşturmak adına da çalışmalılar. Ev ve ofislere yapabileceğiniz bunca şey varken büyük firmaların yapabileceklerini bir düşünün.

Çocukken izlediğimiz Jetgiller çizgi filmi şu an yaşadığımız zamanlarda geçiyordu. Oradaki gibi uçan arabalarımız, hologramlı telefonlarımız yok henüz fakat teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan için var. Son yılların sevilen animasyon filmi Wall.E’nin geçtiği zamanlara da çok vaktimiz kalmadı. Doğada yok olmayan şeyler üretmeye ve onları kullanırken bu kadar savruk davranmaya devam edersek filmdeki gibi dünyadan kaçmanın yollarını arıyor olabiliriz. 

Hiç yorum yok: