“Biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet
aldık.”
Hatırlar
mısınız bilmem, çocukken boş süt şişelerini bakkala geri götürürdük.
Karşılığında ya şekerli sakız ya da 25-50 kuruş alırdık ona da depozito
denirdi. O zamanlar şimdiki gibi her mahallenin köşe başında bir cam şişe
kutusu yoktu. Annem soda şişelerinden kırılmış bardaklara kadar her cam ürünü
biriktirirdi. Araya araya iki üst mahallemizde geri dönüşüm için bir konteyner
bulmuştu, ayda bir toplanıp oraya giderdik. Kocaman kutunun içine attığımız cam
şişelerin çıkarttığı sesiyle eğlenirdik.
Plastik şişeli
içecekler de aynı kampanyayı başlatmıştı bir ara. Bardak hediye veriyorlardı, o
yüzden herkes biriktirmeye başlamıştı plastik şişeleri. Eve her gün çift gazete
gelir, günlük işlerde kullanılmayanlar bir köşede biriktirilir sobalı evi
olanlara misafirliğe giderken götürülürdü. Şimdilerde ise köyde tandır yakmak
için biriktiriyoruz gazeteleri. Çok çocuklu bir evdeki kağıt tüketimini hayal
bile edemezsiniz; sırf sıkıntıdan karalanmış sayfalar, yarım kalan defterler,
kullanılmamış kartonlar… Yaşlar büyüdükçe test ve çalışma kağıtları da
ekleniyor bunlara. Hepsi için ayrı bir poşetimiz vardı evde; kağıt çöpü.
Diyorlar ki
insanın içinde ne varsa o olurmuş; eğitim, yöneltme, bilinçlendirme ancak bir
yere kadar etkiliymiş. Bende onlara derim ki; bir şeyin varlığını bilmeden ona
karşı nasıl tutum geliştirir insan? İçinde ne olursa olsun evde ve okuldaki
eğitim bir şekillendirmedir, içindeki iyi ve kötüyü sorgulama imkanı verir.
İnsana bahşedilmiş onca şey aynı zamanda onun yükümlülüklerini de arttırıyor.
Kimseye büyük dertler edinmediği için kızamazsınız fakat insan olmanın
gerekliliklerini düşünmesi için bir fırsat sunabilirsiniz. Geleceğe umutla
bakmak isteyen her insan emanet aldığımız bu hayatı iade edeceğimiz gerçeğiyle
yüzleşmeli. Dünyayı iyi ve kötü bu hale getiren insandır. Sorumluluğu üstümüze
almak istemesek de bununla yaşamak zorunda kalacak olan bizim geleceğimizdir.
Geri
dönüşümle ilgili birçok bilinçlendirme çalışması yapılmasına rağmen insanlar
hala “Ben ayırsam ne olacak kimse ayırmıyor ki!” gibi bahaneler ileri sürüyor. Fakat
geri dönüşüm artık belediye yükümlülükleri arasına bile girdi. Bir telefonla
apartmana özel kağıt, şişe ve evsel atık ayırımlı konteyner getirebiliyorlar.
Üniversitede staja başladığımda faxta, fotokopide harcanan kağıt sayısına inanamamış,
ilk kağıt çöpünü ben aldırmıştım. Bunlar bir tek insanın kendi hayatında
yapabileceği ufak değişiklikler. Özel günlerde minik saksı çiçekleri, tohum
dağıtan firmalar sadece bir PR çalışması olarak değil aynı zamanda farkındalık
oluşturmak adına da çalışmalılar. Ev ve ofislere yapabileceğiniz bunca şey
varken büyük firmaların yapabileceklerini bir düşünün.
Çocukken
izlediğimiz Jetgiller çizgi filmi şu an yaşadığımız zamanlarda geçiyordu.
Oradaki gibi uçan arabalarımız, hologramlı telefonlarımız yok henüz fakat
teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan için var. Son yılların sevilen
animasyon filmi Wall.E’nin geçtiği zamanlara da çok vaktimiz kalmadı. Doğada
yok olmayan şeyler üretmeye ve onları kullanırken bu kadar savruk davranmaya
devam edersek filmdeki gibi dünyadan kaçmanın yollarını arıyor olabiliriz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder