gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.9.15

üşeniyorum

affedin beni yaşadıklarımız hakkında o kadar çok söz söyleyen var ki - yakın çevremde en başta ben olmak üzere- bunları kaleme ya da klavyeye dökecek takati bulamıyorum kendimde. zihnim de duygularım kadar boşverememekle meşgul. boşluğun ortasındaki soğuk karmaşanın içindeyim uzun zamandır. şaşkın dahi değilim, alıştım. alışmak en kötüsüdür aslında değil mi? hep istediğimiz fakat elde edince gerilip sıkılganlaştığımız o ilginç duygu durum parodisidir alışmak. dünyayı gözümde küçülttükçe tepkisizleşmem gerekirken daha da sivrileşiyor kabullenemediğim yaşama çabaları. düşüncelerimde haklılığımı herkesin payını dağıtarak sağlasam da uygulamada tam anlamıyla varlık gösteremediğimden söylediklerim havada kalıyor gibi. en azından onlar deniyor demek kendime hakaret etmek oluyor. yoruluyorum o yüzden de üşeniyorum yazmaya...

21.1.14

İnsanlıktan çıkan "insan"

Anlaşılacak gibi olmayan şeyleri yaşamaya ne kadar da alıştık. Ne kadar saçma şeyleri olağan kabul edip yolumuza devam edebiliyoruz. Hatta yollarımız tutulmuş olsa bile bilmiyorum nasıl ama öylece dikilebiliyoruz. Artık hayatımıza kastedenlere karşı direnmeyi geç nefesimizi kesmeye çalıştıklarında çırpınmayacağız neredeyse.

"Unutursak kalbimiz kurusun!" diye diye kuruttuğumuz kalbimizi cayır cayır yakıyorlar bana mısın demiyoruz. Gözlerimizden süzülmeye utanan yaşlarımız çare olmuyor canlandırmaya kalbimizdeki merhameti. Aklımız zaten tutukluk yapan son teknoloji arabalar misali her söze bir kaçamak yol bulurken zulümle karşılaşınca bir iki tekleyip ilk sapağa çeviriyor yüzünü.

Görmemek mümkün değil de bakmayarak sıyırılabileceğimizi sanıyoruz. Hayat insanca yaşamadan da sürüp gidiyor. Sorgulamalar cevapsız kalsa da dert etmeyen zihinlerimizin çok daha önemli sorunları var artık. Kendimize dert edindiğimiz her hissimizi kurcalarken bozduk insanlığımızı sanırım. Kendiyle yüzleşmeye zamanı olmayan, ailesi ve toplumla birlikte yaşayan eski insanların kurduğu düzeni baltalaya baltalaya çarpık, eğik toplumsal kalıplara sahip olduk.

Değersiz yaşanamayacağından üstünde tepindiğimiz kültür ayağımıza takılınca onu kırık dökük haliyle hatırlamaya ve yaşamaya kalktık. Televizyonda olunca maharet, alkış ve amalarla dolu ayrıştırma cümleleri, yakınınız olunca hakaret, dışlama ve hoşgörüsüzlük diz boyu.

Dünya biz aşımızla uğraşırken samanların altına su yolları döşeyenlerin birbirine çarpan çıkarlarının sesleriyle inliyor. Komplo teorilerinden görünmez olan yıldızlar artık geceleri aydınlatmıyor. Balıkçık martılara simitle beslenmeyi öğretip rızıklarını çaldıktan sonra, balıkları da tükettik. Sonra yemeğimize saldıran aç hayvanları katletmeye, evlerimizi basan böcekleri ilaçlayıp soylarını tüketmeye başladık. Kenelerle beslenen kuşları uzaklaştırınca keneler insanlara musallat oldu yine doğayı suçladık.

Bu dünya, her bir mahlukat, ilim, edebiyat, edep, din... insan için yaratılmışken insanlıktan çıkan biz olduk. Barbarlar, zalimler, ego ve nefis bağımlılarına küfreden çene savaşçılarından ibaret bir türüz artık. Tartışma programlarında bir kelimenin tanımı için saç baş yolduran yüksek eğitimli küfürbazlardan tutun, halkı temsil hakkı için onca sene çabalayıp tüm milletin gözü önünde yumruk sallayan mevki sahibi insanlara teslim ettik her şeyi.

Biz bunlarla oyalanaduralım her gün nefsimizle giriştiğimiz savaş gün yüzüne çıkıp işkence ile insanın insanı kırdığı bir katliama dönüştü. Tarihin her döneminde çıkan barbarlar; yakıp, yıkmak, sömürmek, acıtmak, yıldırmak ve sahip olmayı her daim dik tuttukları başlarıyla sergiler halde yine karşımıza çıktılar. Bosna, Filistin, Afganistan ve niceleri önümüzdeyken Mısır ve Suriye'de yine burun buruna geldik ama önlerine set çekemedik.

"Olan olmuştur. olacak olan da olmuştur." Fakat tevekkül ancak gereği yapıldıktan sonra gerekli bir teslim oluştur. Seyyid Fehim Arvasi Hazretleri'nin Abdülhamid Hanın hükümdeki Osmanlı toprakları Kars, Erzurum, Ardahan işgal edilip Bulgar ve Ruslar tarafından talan edilirken şehid olmak için izin isteyen talebesi Abdülhakimi Arvasi Hazretlerie dediği gibi "Şehitlik Allah için gerekli olduğu zaman ölmektir. Lüzumlu olmadığında bile bile ölüme gitmek Allahü Teala muhafaza etsin, intihar olur. Zor zamanda ölümü seçmek, kolayı seçmektir. Aslolan hayatta kalarak mücadeleye devam etmektir, son ana kadar." Doğudan batıya içi yanan, kaybeden, cihad eden, hicret eden her bir insan için ayrıca canı yanan Abdülhamid Han da, günümüze kadar gelip kıyamete kadar ilmi ve edebiyle cihanın yolunu aydınlatacak Abdülhakim Hazretleri de içten içe ölüp ölüp dirilirken olacak olanlar ümidiyle ayakta kaldılar.

Şimdi biz aciz kullar olarak ümit var olmak zorundayken, savaş altında kendini koruyacak cesareti bırakın sarınacak bir battaniyesi bile kalmayan Müslüman kardeşlerimiz için, dua edip olacak olanların ümidine sarılmaktan, rızkımıza karışmış olan o Müslüman kardeşlerimizin hakkını göndererek onları yüreğimizle sarmaktan başka ne yapabilirsek her şeyi yapmalı değil miyiz?