30.12.11

bu sene...


Herkeste bir yeni yıl telaşesi... Tarih değişiyor diye değişir mi nefes alışımızın şekli...
Öğrenci için sene eylülde başlar oysa, kitap defter telaşesi, tatil sonrası uyum süreci...
Çalışan için yıllık izin sonrası başlar; önceleri bunalım sonrası rutine bağlar.
Senenin değişmesi neyi değiştirir hayatımızda?
Geçmişe bakıp gerçekleştiremediklerimiz ve geleceğe bakıp hala ümitlenebileceğimiz sayılardan başka!
"Bu sene farklı olacak." derken hiç memnun olmamış oluruz hayatta.
Gelecek olan hep daha iyidir mantığıyla bakarız hayata.
Eğlenmeye bahanedir tabi her kutlama gibi bu da.
Her güne bir isim vermişiz her birimizin ismi olduğu gibi,
Biz nasıl adaş olabiliyorsak onlarda aynı olabilir mi ki?
Tarihin tekerrürden ibaret olmadığını yaşadığımız her an görüyoruz.
Fakat geriye baktmakta hep tereddüt ediyoruz.
Aynılaşmak ne kadar koyuyor insana hep değişiklik isityoruz,
farklı olanı, yeni olanı benimsemeye ne kadar hazırız.
Oysa elimizdekine ne kadar değer vermiştik ki?
Karısını sizinle aldatan bir gün sizi de başkasıyla aldatmaz mı?
Kimseyi aldatmayın, özellikle kendinizi...
Çünkü aynaya baktığınızda içinizi yansıtamıyorsanız gülüşünüzle değişen tarih sizi aynalarkan kurtaramaz. İçinizde yaşadığınız değerlerle kutladığınız değişim eşleşmezse çelişkiler sarar etrafınızı.
Çelişkilerden kaçmak için saklanıp, sığındığınız eğlenceler sonunda sizi incitmeye başlar.
Savaşmak ise tüm bu karşama içerisinde en ağır gelen seçenektir.
Kendini bulmak zor ve uzun bir arayıştır, biri 27sinden önce bulamaz insan kendini demişti.
Daha yolum uzun ama ben burnuma gelen deniz kokusunu takip ettim...
Sanki o sapağı uzaklarda bir yerlerde gördüm.
Sizlere de kendi yolunuzu bulacağınız bir sene dilerim...

Hiç yorum yok: