mükemmel karanlıktan bahsetmiştim daha önce.
aslında mükemmel bir karanlık yoktur belkide.
ne kadar uzun ve derin bakarsan o kadar uzaktaki yıldızları seçer gözlerin.
teslim olursan karanlığa sorgulamaya başlar yıldızlar seni.
anlamadığın bir dilde suçlu bulunur ve karanlığa hapsolursun.
karanlık; dipsiz kuyulara düşerken attığın çılğıkların sana yansıması
ve o düşüşün asla bitmemesine eşdeğer.
bağırdıkça sesin kendine yabancılaşır, yardım diler.
her çığlıkta yalnızlığın koyulaşır karanlığa karışır.
gün battığında gökte gezinen renkler terk ederken bizleri birer birer
yalnız karanlık kalır; rengi belirsiz bir mavi ne siyah ne laci.
içinde dileklerden mumlar yakılı gizlenmiş rüzgardan, şimşekten,
yağmurun uğramadığı yaz aylarının şiddetinden.
susuz bir karanlıkta kapı kapı dolaşır yüreğin umutla.
yıldızlar yoldaşlık edeceğine kaçar saklanır senden.
ve en sonunda; elinde bir avuç dilekle, çipil çipil bakan
kaybolmuş bir ufak kız çocuğu olursun karanlığın ortasında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder