Aşina olduğumuz sesler vardır; adını bilmezsiniz, simasını da. Bildiğiniz şey ahengidir dolaşan duygu damarlarınızda. Daha fazla karşılaştıkça yerleşir içinize yerleşir hayatınızın orta yerine.
Aşina olduğumuz şehirler vardır; kopmak istemediğiniz ve dönmek istemedikleriniz olarak ayrılırlar. Köprülerinden kulelerine kadar kendilerine ait izleri vardır, dar sokaklarında geçer hatıralarınız ve düşünceleriniz dolanır geniş caddelerinde. İnsan yüzü gibi yaraları vardır şehirlerinde size göstermeseler de.
Aşina olduğumuz sözler vardır; gelenler ve gidenler için söylenen. Dilinize dolanmış berbat bir şarkı gibi, gramafonda dönüp duran kötü bir 45'lik gibidir. Klasiktir vazgeçemez tekrar başlatırsınız ve her bitişte lanet ettiğiniz sözler her başlangıcın umutlarını yüreklendirir.
Aşina olduğumuz yürekler vardır; terk edenler, sevenler, sevmeyenler, aldanmışlar ve aldatanlar. En azından bir yürek dersiniz gamzelere konan ihtimal gülücüklerine her baktığınızda. Unuttuğumuz şeyse gamzelerin en ufak ihanette kırılan aynalar gibi tuzla buz oluşudur.
Aşina olduğumuz hayaller vardır; olasılıksızken mutlu ederken en ufak bir ihtimalin üzerine kör düğüm attığı hayaller. Çabalamak yalnızca başka hayaller kurmamızın önüne geçen bir tümsektir.
Aşina olduğumuz insanlar vardır; aynadakiler gibi. Zaman onlara olan inancımızı sınar ve sınavdan geçemezsek tüm aşinalıklar gibi peşimize takılan kelimeler bizi rahat bırakmazlar; keşke ve belkiler gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder