sevgili beni okumayan internet alemi,
diyecek öyle çok şeyim var ki.
çok uzun zamandır dillerde olan ramazan ayını anlımızın akıyla atalttık.
ilk haftasında hastaydım ikinci haftasında büyükbabam vefat etti sonrasında dünya basketbol şampiyonası denk geldi. ben bu ramazandan hiç birşey anlamdım. Allaha şükür erdik bayrama. ziyatretler yapıldı kahvaltılara misafir alındı ve sonunda aylardık dillerimizden düşmeyen referandumu da atlattık. aynı gün dünya ikincisi olduk.
benim hayatımın bu koşuşturmacası bundan öncesine dayanıyor aslında sevgili okumayanlar. aylardan nisan ben inglizcesini verememiş bir mezun adayı olarak stajıma başladım çeşitli ingilizce sınavları ve ales üzerinde de mülakatlarla boğuşarak ağustosa erdim. ne stajdan ne girdiğim sınavlardan birşey anladım. birer puanla beni süründüren okulumda değişen müfredat ve bölümümüzde boşalan kadro sonucu yaşadığımız sıkıntı da cabası.
ramazan ayının koşuşturmacası arasında hala ingilizceyle boğuşmanın yanında istanbul'da bir koşuşturma içinde kazandığım yüksek lisansın kayıdının yaklaşması ve ailemin beni göndermek istememesi gibi düşünce bunalımlarıda yaşadım.
aylardır diyorum ki ekim bir gelse...
ekimin bu kadar güzel bir ay olabileceğini düşünmemiştim.
hayatının bir düzene girdiği yeni başlangıç stresinin üzerinden atıldığı ama heyecanının devam ettiği sevimli bir ay ekim.
şimdi bu kadar sıkıntı sonucunda erdiğimiz noktada ben kararsız ve boşluktayım. cânım okulum hala çıkışımı vermedi. istanbul'da kalacak yerim hala yok. babamın bana son dakka golü atarak izin vermemesi muhtemel. falan filan.
bunca derdin arasında beni sevindiren ufak birşey var sevgili okumayanlarım. facebook hesabıma eklediğim yazıların arkadaşlarım tarafından beğenilmesi. benim ömrüm boyunca istediğim kitap çıkarma arzumun ayrı ayrı habersizce ateşlenmesini sağlamaya çalışmaları. kendime olan güvenimle aramdaki sorunları halledip kalemime güvenmeye başlamam ve bu işe el atmam gerekiyor. hayatın bir ucundan tutmazsam nerede olursam olayım içim kuruyacak biliyorum.
bişi dicem!
sevgili okumayanlarım, kitap çıkarmaktaki tek korkum kütüphanelere bile giremeyecek 3-4 kitapçının raflarında milyonlarca mavi kaplı kitapdan biri olarak kalacak rastgele bir iki sözcük olarak kalmak istemiyorum. ama o raflar arasında göz gezdiren birinin içini açtığı zaman gülümseyen veya bir damla yaş döken bir anına tanıklık etmek istiyorum.
ben çocukluğumdan beri ne istediğimden hep emin oldum ama hiç elde edemedim. şuçlusu da ben bulundum herhalde. bu yaşıma geldikten sonra tekrar katlanmak, boyun eğmek istemiyorum o yüzden herşeye karar vermek daha zor. herşey kolay olmalıydı oysaki artık ama daha da zor.
ben daha çook bişiler dicem beni okumamaya devam edin!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder