yazmak istemekle olmuyor bazen
sen kovalarke kelimeler kaçıyor
yazmak için onların da keyfinin gelmesi lazım aslen...
***
dün eski bir editörün bana dediği gibi "herkes yazıyor, yazdığını sanıyor..."
yazmak herkesi neden bu kadar içine çekiyor?
milyonlarca kitap var hengi birini kaç kişi okuyor?
ya da okunanlardan bile kaç kişi faydalanıyor?
yazılanlar ne için ne fayda sağlıyor?
yazmak illa faydalı birşey mi olmalı?
bir insanın gülümsemesi veya bir damla yaş dökmesi bir yarar mıdır?
kafamda milyonlarca soru var yazmaya dair. kendim için en mutlu anlardan birini kitabımı elime aldığım an olarak biçiyorum kafamda. peki ya okuyucularım? bu blogdaki gibi izlemeyicilerim için mi yazacağım? kendim için mi çıkaracağım okunmayacak kitabımı? peki nasıl oknumayacağından bu kadar eminim?
çok sevdiğim bir söz vardır "Sanat Allah'ı bulmaktır gerisi çelik çomaktır."
ben yazarken kelimelerin sahip olduğu ritime, anlamlarındaki derinliğe hayran kalıyorum. yan yana onlar diziliyor sanki ben onlara öncülük ediyorum. yazdıklarımda dünyayı, soyut duygularımızı tanımlamya çalışırken yüreğimden taşıp dilimde birikenleri aktarmaya çalışıyorum.
bu böyle nereye gider?
İrem kendini ne zaman iyileştirmeye becerirse o zaman herşey düzene girer ve kitap olunun taşları kelimelerle döşenmeye başlar. inşallah...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder