malum çocukken çok severiz kalabalık ailevi ortamları fakat büyüdükçe işler biraz daha karmaşıklaşır. her anınız gözetim altındadır okuduğunuz okul, yaptığınız iş, seçtiğiniz elbise, geldiğiniz saat v.b. aile büyükleri her an mutlu olduğunuz bir konuda tek bir sözleriyle sizi alaşağı edebilirler . sizin iyiliğinizi düşündüklerinizden şüpeniz olmasa da tepeden inmeci tavırlarıyla sizlere yol gösterdiklerini düşünerek şişinirler. öğüt zannettikleri büyüklenme dakikalarında ise susturmanız imkansız hale gelir böyle zamanlarda kafa sallamak tek çaredir. dolayısıyla zoraki bir onaylama pozisyonu takınır ve acı acı sırıtırsınız.
sizin hakkınızda düşündükleri ve sizi kafalarında yerleştirdikleri pozisyon sizin için idealdir ve ona ulaşmak için yapmanız gerekenlerde kafalarında çizili bir haritadır. beni yanlış anlamayın onların niyeti asla size karışmak, ne yapacağınızı söylemek değildir. hatta her isteğinize uygun anında yeni bir harita çizebilirler. sadece sonuca bakar sizin uğraşlarınız içinde "ayyy çok yoruluyor tabi kolay değil" ifadesini takınırlar.
sizin söylediklerinizi dinlemek, kaale almak bir yana dursun umursamazlar fakat "ben falangilin gelininden duydum.." diye başladıkları cümleler konuşmalarının vazgeçilmezidir. uzak bir tanıdığın yerleştiği iş sizin için referanstır ondan yüksekte olmanız gerekmektedir siz tanımasanız da aslında onunla rakipsinizdir. her hassasiyetinizi göz önünde bulundururlar yaptıklarınızı önemserler sadece bunu kendi tarzlarında yaparlar uyuşamamanızı nedeni budur.
eski kalabalık aile toplantılarını hatırlar ve özlersiniz fakat görüştükten bir saat sonra neden bu kadar nadir görüştüklerini anlarsınız. kendi ailelerinizle yaşadıklarınızın kaynağını görmek için çok önemli anlardır bu toplantılar. aileleri karşısında ebeveynlerinizi hareketlerini dikkatle inceleyin ellerinde olmadan sizin üzerinizdeki planlarına ait size açık tiyolar vereceklerdir.
ayırıp kayıramadığınızdan hepsine aynı düzeyde ilgi göstermelisiniz belli etmeselerde bir hafta sonra hasta olduklarını duyduğunuzda suçu kendinizde arayabilirsiniz. herşeyi pervasızca konuşurlar fakat içlerinde sakladıkları emin olun daha fazladır. birbirlerini iyi tanırlar fakat aynaya bakmak adetleri olmadıklarından bir çözüm bulamazlar bıyık altından güldükleri gibi gizliden gizliye sinirlenir ve söylenirler. yüzyüze geldiklerinde karşılarındakine göre davranmak konusunda çok başarılıdırlar fakat aynı zamanda kişiliklerinden asla ödün vermezler.
genlerden mi yoksa gördüğümüzü uygulamamızdan mıdır bilinmez onlarda kızdığınız herşey gün gelir sizin adetleriniz olmaya başlar. istediğiniz kadar kaçmaya çalışın, istediğiniz kadar farklı olun sonuç aynıdır. doğarken bile "kız halaya erkek dayıya çeker" derler anneniz ya da babanıza çekmenizse çakınılmaz bir sondur. "ben senin gibi olmayacağım!" gibi naralar atmak içimizi soğutsa ve bize güzel bir emel oluştursa da eninde sonunda ucundan kulağından benzeriz onlara ve anlamaya başlarız onları yavaşça. kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız dinmese de içimzdeki sevgiyi öldüremezler ya işte onun gibi onların çocukları değil biz oluruz fakat onlar olmaya çabaları belki de bilmeden bir yandan da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder