Bilirsiniz acının merhemine "zaman" denir. Hiç bir zaman yeterince erken iyileştirmese de sizi tek devanız beklemektir. Kimileri "sabır" der geçen zamana, kimileri "hasret", kimileri "yazmak". Zamanı yazmaya adayan ruhlar kalemlerini kaybedince "hissiz vakitler" çıkar karşımıza.
Okumaya mecali kalmamış gözlerle, okunanları duymayan kalpler zamanın içini boşaltmış olurlar böylece. Her yara acıtır, fiziksel olmayanlarının izleri görünecek kadar derindir. Her yaranın merhemi "zaman" her yaralanana farklı tedavi uygulamaktadır. Durmadan ilerleyen kadranların seyri yaralı insanların korku filmidir.
Zamanı umursamıyor gibi yaparak yalancı görselliklerle yaralarını oyalamaya çalışanlara en masum darbedir geceler. Karanlık bir ayna gibi yüzümüze vurur acımızı. Havale geçirmek üzere olan çocukların iğneden kaçışı gibi boşa ve anlamsız bir çırpınıştır onlarınki. Yarasıyla yüzleştikten sonra ona merhemini verecek cesareti olmayanlardır, zamandan kaçanlar. Oysa merhemin iyileştirici yakışı daha iyidir, kabuk bağlamış görünen derin yara sızısından.
"Herkesin reçetesi kendine." der annem. Ama zaman her reçetenin başlangıç satırıdır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder