uzun zamandır planladığım bir geziydi bu aslında ayağıma kadar gelen akvaryuma gitmek lazım ya. fakat her zamanki gibi yanıma birini bulamadığımdan ertelenmeye mahkum bir gezi olarak listede bekliyordu. güzide okulumun önüme çıkardığı milyonlarca sıkıntıdan biri olan fakülte kurulunun toplanacağı gün sabah geçirdiğim panik atak sonrası denize yakınlık hissi verecek herhangi birşeyin iyi geleceğini düşünerek yalnızlığımı yanıma alıp minişime atlayıp koyuldum yollara. 1TL lik jetonla girdiğiniz mekan tahminimden küçük olsa da saatlerce kalmak istedim orada. çıkış yazısını görüp geri dönüyordum. ışıksız ortamda bıcır bıcır balıkların fotoğraflarını çekebilme çabalarımdan sonra beraber çekilmek isteğimle beraber hafiften rezil olduğum söylenebilir. fakat pekde umurumda değil ;)
fotoğraflar için bkz: http://www.facebook.com/note.php?saved&¬e_id=436660219676#!/album.php?aid=228709&id=736207571&fbid=436730462571&ref=mf
vatozların pürüzsüz yüzeyleri, piranaların minicik ağızları, köpek ve kedi balığının aynı akvaryumda kardeş kardeş yaşamaları gibi şeylere şahit olmuşken bir ahtapot görememek üzdü beni aslında. neyse efendim deniz kabuklarının şahaneliğiyle sona eren gezimi teleferikle devam ettirmek isterken saat 4 de açılan teleferik mahallinden 3.30da çıkmak zorunda kaldım malum kurul toplanısından çıkan sonuca göre acilen almam gereken bir çıkış belgem vardı. birsürü birsürü koşuşturduktan sonra rektör beyin toplantıda olduğu kapının önünde pusuya yatarak akşam 7 sularında yazmayan kalemin azizliği sonrası zorla aldığım çıkışımla gurur ve şaşkınlık içerisinde merdivenlerden inerken arkdamdan adımla seslenen Sinan'ın sesiyle irkildim ve tüm hücrelerim uyarıldı resmen :) dönüp bakmadım bile akşam saatlerinde okuluma 5 sene ve 5 ay da ömrümü yiyen okuluma.
ertesi gün! istanbul yollarında arka koltukta saçma sapan rüyalarla boğuşarak 4 saatten az sürede behçeşehirdeydik. bendeki huzursuzluk had safhadayken mali işler kuyruğunda elimdeki belgeleri babamın önüne koyup "ben vazgeçtim hadi eve dönelim" deme isteğiyle boğuştuktan sonra elime aldığım öğrenci kartımla benim stresim anneme geçti. yurt ararken tüm sinirleri beynine sıçrayaraktan sessizleşen annem eve döndüğümüzde gece yarısından biraz önce baklayı çıkardı ağızından "gitmesen!" bir gece önce ben "ama, ya, yani, bilmiyorum" gibi cümle yerine geçmeyecek salaklıklar sarfederken beni sakinleştiren annem şimdi karşı tarafta duruyordu. hiçbir şey de gözü yok ve şuan ona göre pazartesi hiç olmayacak ve dersler hiç başlamayacak gibi. ben bu sahneyi 5 sene öncesinden hatırlıyorum "ben kardeşlerini bırakıp senin yanına nasıl geleyim?!" sırf ankara içi tercihler falan.
biliyorum çok zor olacak evin düzeni neredeyse bende. bunca düzene alışmışken 22 senedir şimcik ufacık bir odaya tıkıl koca apartmanda wc si banyosu dışarıda biryer bi de sütüne ayakkabıyla giriliyor heryere üstüne üstlük kapı açık gireni çıkanı ne bileyim nasıl olacak bir yurtla sözleşme imzaladık ama, aması var işte hep. amannn diyorum bende. ben biliyorum herşeyi yapabilirim ama bu kurulu düzenden baştan başlamak gibi herşeye zor olacak biliyorum ama zevkli de olur belki. bazışeyler değişir belki. 'ne bileyim ben' diyerek mfö'den yaptığım alntıyla tekrar görüşmek üzere diyor ve blogumdan şimdilik çekiliyorum ;)
http://www.facebook.com/video/video.php?v=112951379692

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder