22.12.10

Ankara


esaretimin şehri Ankara!
çıkamayacağımı sanmıştım senden,
şaşıyorum hala nasıl buralardayım.
tüm yolların hasretime akıyordu sanki;
çılgınca bir trafik vardı ömrümün caddelerinde,
bir adım ilerlemiyordu hayallerime doğru.
tüketiyordu ciğerlerimi soğuk nefesin her içime çektiğimde,
yeşeremeden soldurduğun çiçeklerim
kuyut köşelerde bir damla güneş için yalvarıyordu.
bir umudun peşinden her sürüklendiğimde
parmaklarımın arasından dağılıyor, zehrine karışıyordu sevgilerim.
seni sevenleri hiç anlamamıştım zaten!
bürokrasinden kaçtıkça içine çektin beni,
sokaklarını adımlarken bile iteledin,
sendelediğimde dayanıp kalkacağım bir dal vermedin.
sanki senden koparılmış kaçırılmış bir semtti çocukluğum,
son demlerindeydi masumluğum, sen onu boşluğunla boğana kadar.
herşey için seni suçlamak çok saçma!
bütün bu karmaşa içinde çiçekler büyütüyorum,
mevsimi bitmiş, kurumaya mahkum tomurcukları yeşertiyorum.
gün batımı şehrinde silüetler kazıyorum hafızama,
elimden alınır diye korka korka çekiyorum nefesimi,
tuz kokusu ciğerlerimi yakarken gülümsüyorum.
ben kendi ilacımı yıllar önce bulmuştum,
sende hapisken 'gitmek' umuduna tutunmuştum.
ödül mü, başka bir imtihan mı bilemem ama
benin zincirinden kurtuldum...

Hiç yorum yok: