"Sezen söylüyordu"
Aşkın en yırtıcı yanını öğreniyorduk biz tahta sıralarda daha yaşımız sigara almaya yetmiyordu. "Belalım" diyordu Sezen radyoda biz kasete kaydedip geceleri gizliden gizliye dinliyorduk. İki kişi bir araya geldik mi ya hüzünlerin melodisiydi şarkılar ya kahkahanın eşlikçisiydi ama hep vardı şarkılar. Denizsiz şehirlerde ada vapurlarına özenirdik "şinanay da yavrum şinaşinanay" diye tepinirken. Şehirlere küserdik ayağımıza takılan taşlarda, üzerimize sıçrayan çamurlarda. Aşkın adı belliydi Sezen "İstanbul İstanbul olalı" dedikten sonra tüm şehirler önümüzde engel, İstanbul hayallerin şehriydi. Toplumsal konulara değinemezdik işin aslı kendimiz toplumun ortasında kalmış sorunlardık. "Ünzile" dinlerken öğrenirdik klişelerin duygusal yanlarını, "eğreti gelin" izleyince dokunurdu bize "masum değiliz hiç birimiz" sözleri. Daha büyümemişken biz büyük yükleri taşırdı omuzlarımız, başkalarının hayalleri tüm yüklerden ağırdı düşüncelerimizin üstünde. Kolumuzdan çekiştirirdi her söz bırakmazdı iki adım daha atalım güvene doğru, göğsümüzü kabartması gerekirken her aferin sorgulatırdı geleceği. "Farkındayım" demek gereksizdi bizim yerimize gerçeği gören çokken yaşaması bize düşmüştü tüm yaşanmamışlıkların yükünü. Hırçınlığın sığınak olduğunu bilmesi gerekenler dizginlemeye çalışırdı seslerimizi Sezen söylerdi bizim yerimize gelecekten "bu kızı yeniden büyütmeliyim" diye. "Şarkı söylemek lazım"dı kimse dinlemezken bizi çığlık çığlığa susmakken nöbet yeriniz yağmurlar yağardı yastıklarımıza. Çünkü sorardık "değer mi hiç" tükettiğiniz ömürlere bizimkini de eklemek diye duyan olmazdı biz çığlık çığlığa susardık. "Adı bende saklı" derdik sorsalar yaramızı ama sormazlardı bizde dinlerdik. "Bırak beni" derdik anlamayacaklarını bile bile formalite icabı sorulan sorulara. "Kahpe kader" der geçerdik çok bunaldığımız zaman iki göbek atar dağıtırdık havamızı. "Onu alma beni al" der göz kırpardık, "gel gel sarışınım gel" diye çağırırdık aşkı saçımızı savura savura. Yanımıza yakışan "erkek güzeli" olsun isterdik aynaya bakıp gizliden makyaj yaptıkça. "İzmir'in kızları"ndan görürdük kendimizi, "uyan deli kızım uyan" derdi annemiz uyanırdık hayallerimizden. "Sen ağlama" desin biri diye bakardık gözlerinin içine buğulu gözlerimizle top peşinde koştururdu aşklarımızın topu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder