İstemek!
Bir şeye ulaşmak için belki de tek yoldur. Tüm yolların önünü açan ilk adımdır; istemek. İçimizde tuttuğumu her tür; gizli, açık istek dillendirmeyi hak etmez. Belki de biz ona yeteri kadar değer vermeyiz, yanlış ya da doğru, hak ettiğini alamayan isteklerimiz vardır. Hayatımızın temelinde olduğunu düşündüğümüz şeyler istmeye başladığımızda gözümüzün önünden silinebilirler. İçimize bakmayı ihmal ettiğimiz anda kendimizle yüzleşiriz, ne kadar aksini düşünsekte miyop olmalı bazen insan kendi hayatına.
Şükretmek!
İstemek için yüzü olmalı belki de insanın. O yüzden istemeden önce sahip olduklarımızı düşünürüz, elimizin altında olup gözümüze yeterli gelmeyenleri. İstemek için önce neyin eksik olduğunu anlamalı insan. İyice derinine inmeli kendi denizlerinin, mikroskop misali tanımalı yüreğinde gizlediklerini. İnsan kendiyle yüzleşme cesaretini ancak kendini tanıdığında kazanır. O kadar sık rastlanan bir durum olmadığından, genelde isteklerimiz yüzeysel zırvalamaktan ibaret kalır. Şükür istemenin ilk adımıdır.
Kendinden Arınmak!
Öyle sırları ardır ki insanın, kendinden sakladığı yerleri unutur. Geçmişi kurcalayan şarkılar bile ulaşamaz o dehlizlerin eşiğine. Çok isterse bir insan hiçbir şey yapamaz çünkü, imtihan dediğin şey istemekle başlar. Yani bir kapıya doğru attığın her adım başka bir kapı ekler yoluna. Önceler sonralara karışır, ne kadar soru sorar ne kadar çözüme uğrarsan o kadar başa dönersin. Kendi derinin ve kendine sığlığın ancak kendinle imtihan olurken kendinden arınmayı istmeni sağlar.
Hayatında ne kadar karmaşa varsa o kadar sığınağın olur. Kendine dönecek yüzün kalırsa, istemeye de yüzün olur. İsteyemediğin her şey adımların yankılandıkça yüreğine vurur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder