6.4.13

yüz yüze

Her gün yüz yüze bakıyorum onca insanla. Yazar yanlış söylemiş kimsenin sana benzediği yok. Özlemin uydurduğu bir yalan kalem kağıdın sırrımı paylaştığı.Gözlerim öyle afişe ediyor ki gerçeği. Hayatın değiştiği falan yok yerleşmiş içime senin bakışlarınla ördüğün sert, soğuk duvarlar. Sen yoksun ya şimdi öfkem alıyor bakışlarının yerini. Geçmişi hatırlamak her zaman iyi olmak zorunda değil ki, özlem yalnızca çaresiz bir bakış olmalı geçmişe. Gülümsediğini hatırlamak istiyorum, sıcak bir nisan günü mesela iki gram yeşilin gözüne değmesi ile açan baharları hatırlamak istiyorum. Bunlar yerine tatminsiz bir çehre çıkıyor karşıma, mutlu bir rüyada sonunu göre göre düştüğüm bir kuyu misali. Bir ömür sayılır beraber geçirdiğimiz zaman, sevmenin binbir türlü halini yaşamışızdır belki, herhalde en çok karanlık hallerini. Dışarısı baharken evde üşüdüğümü hatırlıyorum da senin bir battaniye getirdiğini ummak bile gelmiyor içimden.

Her gün yüz yüze bakıyorum onca insanla. Hiç yüz yüze gelmişmiydik seninle diye düşünüyorum. Karşı karşıya geldiğimiz onca andan birinde yüzüme baktın mı diye merak ediyorum mesela. Gittiğin yerde sana sormazlar mı gamzesi var mıydı, beni hangi yanağındaydı diye. Sorsalar da umursamazsın belli ki camlarda beklediğim akşamları, masada soğuttuğun onca yemeği kedilerle paylaşmamı. Sen bağırınca hayatın durmadığını cama konan güvercinden anlamıştım, bir kasım akşamı yağmurdan penceremize sığınan bir güvercinden. Onunla göz göze gelmiştik, seninle gelmediğimiz kadar uzun bir süre. Sevecenlikle yaptığın nadir şeylerden biriydi belki onu içeri almak. Bir diğeri de beni terketmek olsa gerek. Hayatın durmadığı o anda sana olan kızgınlığım yağmurları savuran rüzgarla yüreğimden kaçışmıştı.

Her gün yüz yüze bakıyorum onca insanla. Aylar sonra gülümseyebildim bugün bir çocuğa. Gidişin rüzgarla uçan kızgınlıklarını senin birleştiğin toprakla kırgınlıklara dönüştürdü. Yokluğun içine düştüğüm kuyunun ucundan bir ışık olur diye bekliyordum. Karanlığa o kadar alışmışım ki hala seninle kavga ediyorum. Bir yalanı sevmek gibi sana benzetmek sulara yakın soğuk, sert kayaları. Gözlerim aklıma uymadan toprağın üzerine yağmurlar haykırıyor. Ben de gidiyorum, sana bir yürek dolusu kırgınlıklarımı yaren olarak bırakıp, bir de parmağımdaki çirkin izi. Seni hatırlatan tek şeyin o güvercin olmasını umuyorum.

Hiç yorum yok: