Elmacık kemiklerim sızlıyor; güneşin ışıltısına gizlenmiş sert rüzgarlara gülümsemekten.
Hayat böyle bir şey demişti birileri sen iyi düşündükçe o daima kötüye gider. Yolunda giden her şey iyi değildir sonuçta, bazen kesişsin istersin yollar ya da -cesaretin olmasa da- başka yolları düşlersin gizliden. Hatta paylaşmak istersin nereye gittiğini bilmediğin büyülü bir yolculuğu.
Mutluluk sana sağlamaz bunları. Stabil olan her şey kuşkuya gebedir. Kuşku kemirgen ve hızlı ilerleyen bir histir; kokusunu aldığı her şeye saldırır. Kendinden gizlediğin rüyaların ise en sevdiği kısımdır.
Standarta alıştığın anda kuşkuları kovmak için her şeyi yaparsın. En gizli hazinen olan hayallerin; yokluklarını en geç anladığın ama anladığında ise kuşkulanmakta geç kaldığın parçandır.
Güneşin ardından hislerini dört bir yana savuran rüzgara göğüs germektir alışmak. Ne sıcağı sahiplenirsin ne soğuğa katlanabilirsin. Elmacık kemiklerin mimiklerini taşımaktan yorgun düşmüştür.
İşte aydınlık ama esintili bir günün tüm hikayesi budur...
İrem Özal
Her ay Turuncu Dergisi nde yazılarım ve fotoğraflarımla sizlerleyim....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder